.


 
...:::...Sitemize Hoş Geldiniz.Üye Olarak Yüzlerce Sayfaya Kesintisiz Ulaşabilirsiniz...:::...
...:::...Ana Sayfam Yap...:::... ...:::...Sık Kullanılanlara Ekle...:::... ...:::...Arkadaşıma Öner...:::... ...:::...Admin'e Mesaj Gönder...:::... ...:::...Admin'i MSN kişilerime Arkadaş Olarak Ekle...:::...
 

oyunlarimparatorlugu

Shadowgrounds




     OYUN BİLGİLERİ
Oyun İsmi...:   Shadowgrounds
Çıkış Tarihi...:
Sürüm Adı...:   DEViANCE+
Dosya Türü...:

Crack...:
Yükleme Şifresi...:
BOYUT...:   5 (200 MB)

...:::...>>>***Yükleme Sayfasını ziyaret edin...***<<<...:::...
     AÇIKLAMALAR
 Zamanında “Avrupa, Avrupa duy sesimizi” diye sloganlarla sokakları inletirken şimdi Avrupa aynı şeyi Amerika için söylüyor: “Bu gelen Avrupa’nın ayak sesleri”… … … …Oyun bağlamında elbette. Bu sene ile birlikte artık Avrupalı yapımcılardan da sağlam yapımlar çıkmaya başladı. Gerçi bundan önceki ve ondan evvelki senelerde de sesleri çıkmıyor değildi; ama Shadowgrounds, gerçekten de Amerikalıları ürkütecek düzeyde bir yaklaşım. Eminim çoğunuz en azından bir şekilde de olsa Preyground diye bir şeyler duymuştur. İşte; o Preyground, bu Preyground. Bir süre önce Finlandiyalı firma Frozenbyte oyunun ismini değiştirerek Shadowgrounds olarak kesinleştirmişti ve o günden itibaren beklentileri yüksek tutarak gelişinin sinyallerini veriyordu. E geldi bile…

Aslında Shadowgrounds da o bildik klişe uzay konulu oyunlardan biri gibi duruyor ekran görüntülerine bakıldığında veya konusu okunduğunda. Ve evet, onu ne silahları, ne de aksiyonu konusunda farklı kılan bir yanı yok. Alıştığınız silahlarla, alıştığınız karanlık koridorlarla dolu mekânlarda, alıştığınız müziklerle, alıştığınız basit görevleri ve alıştığınız şekilde yaratık tepeleyip ilerliyorsunuz; bunun yanı sıra oyunun Jüpiter’de geçiyor oluşu da her şeye klişelik üzerine klişelik ekliyor. Fakat anlamak mümkün değil ki bunun içerisinde nasıl bir büyü var da tüm bu sıkıntı dolu rutinlikler böylesi güzel bir biçimde harmanlanarak oyuna aktarılmış, dibe vurması gereken bütün özellikler yedi kat tepede yer alıyor? Yılın sürpriz oyunlarından birisine hazır olun; Shadowgrounds sizi anlayamayacağınız bir biçimde kendine hapsedip tutsak ediyor.

Playground

Dilerseniz bu enteresan oyuna klişe konusu ile başlayalım. 2030’lu yıllarda uzay araştırmaları Dünya’nın gündemindeki en önemli konu başlıklarından biri durumuna geliyor ve bu konuda Dünya sürekli uzay çalışmaları geliştiriyor. NASA ve Uluslararası Uzay Araştırma Birliği (ISEU)’nin bu konuda uğraş göstermesindeki amaç ise uzayda insan yaşamı için uygun gezegenin varlığını araştırmak. 2030’larda başlayan bu uğraşın neticesinde füzyon destekli uzay gemileri oluşturuluyor ve bu gemilerden biri olan Protoplastus insansız bir şekilde varabildiği yere kadar gidip araştırmalar yaparak insan yaşamına uygun yerler olup olmamasını araştırması için Dünya’dan uğurlanıyor. En nihayetindeyse 2050 yıllarında Jüpiter’in uydusu Ganymede insan yaşamı için uygun koşulları içeren bir yer olarak Dünya’ya bildiriliyor ve burada kurulacak bir yaşam alanı ile birlikte yeni bir insan kolonisinin burada da oluşturulması amaçlanıyor. 2070’lerde ise insanlar için bu gezegen üzerinde bir koloni sistemi oluşturuluyor ve çeşitli yapılar dikilerek normal bir insan yaşam alanı oluşturuluyor; isim olarak da “Yeni Atlantis” deniyor. 2100 yılına doğru buradaki insan nüfusu 8000’e kadar ulaştırılıyor. Ve işte tam da bu sırada Ganymede üzerinde yaşayan diğer yaratıklar baş göstermeye başlıyorlar, oyunumuza konu olan kısmında da insanlara saldırarak onların sonunu getirmeye çalışıyorlar. E biz de bunun olmaması için çalışıyoruz.

Oyundaki kahramanımız Wesley Tyler, Ganymede’de bulunan bir teknisyen. Günlük işleri ile meşgulken birdenbire kendini ucube yaratıklarla mücadele ederken buluyor ve tabii ki biz de. Ona yaratıkları temizlemesinde yardım etmeliyiz. Bu sırada kullanabileceğimiz çok sayıda silah ve etkileşimli cisimler oyun dünyasının her yanına dağılmış vaziyette, oyunu da kaba ve adi tabirle Doom’un tepe açısından oynananı diye size tanımlayabilirim. Kamera açımız karakteri tam merkeze almasa da neredeyse ortalıyor ve fareyi hareket ettirmemizle karakterin etrafında 360 derece dönebiliyoruz. Tür olarak TPS denilebilecek kamera açımızla birlikte oyun boyunca kontrolümüzdeki Wesley Tyler ile yaratıkları öldürerek ilerliyor ve onların köklerini kazımaya çalışıyoruz.

Preyground

Gördüğünüz ve okuduğunuz gibi klasik bir uzay konulu oyunla karşı karşıyayız. Hikâyemizi bu kadar uzun uzadıya anlattığıma bakmayın, oyun esnasında bunun reel manada aksiyona etki ettiği herhangi bir kısım yok; yalnızca ölü bilim adamlarının PDA’larını ve bilgisayarlardaki yazıları okuyarak Yeni Atlantis’in ve Ganymede’nin geçmişi hakkında bilgiler elde edebiliyoruz. Oyunun gerçekten de Doom ile büyük benzerlikler içerdiği nokta işte burada kendini bir kez daha ortaya çıkarıyor; kilitli bazı kapılar ve ilerleyişimiz konusunda bazı detayları bu PDA’lardan ve bilgisayarlardan öğrenmemiz mümkün. Fakat Shadowgrounds’u sadece “Doom’un tepeden görünüşü” diye açıklayıp bitirmek de ona haksızlık olur. Oyunumuz piyasaya çıktığı tarih itibariyle Finlandiya ve Almanya’da birçok yerden oldukça beğeni dolu yorumlar ve eleştiriler aldı; bu sayede kendini gösterme imkânı buldu.

Shadowgrounds’un içerdiği kamera açısı onu tipik bir TPS’den çok, tipik bir platform oyununa yaklaştırmış. Sahip olduğumuz silahlarla önümüze çıkan yaratığı öldürerek bizden istenen görevleri yerine getirmemiz üzerine kurulu bir oyun Shadowgrounds. Mekânlar dolu dolu ve etrafımızda sürekli bir olay cereyan ediyor. Yalnız başımıza bir görev içerisinde olduğumuz anlarda da, bir ekip ile birlikte çarpıştığımızda da olayların meydana gelişi karşısında kendimizi sürekli bir bütünün parçası olarak hissediyoruz. Aldığımız görevler ise bir yerdeki yaralı bilim adamını kurtarmak, bir gruba refakatçilik etmek, saldırı durumundaki bir yere yardım etmek veya bozuk bir vericiyi tamir etmek tarzında. Bunları gerçekleştirirken kullandığımız silahlar ise yine diğer birçok oyundan alıştığımız silahlar. Teknoloji ilerlese ve insanoğlu arşa erip Jüpiter’e de varsa kullandığımız silahlar değişmiyor anlaşılan: Pistol, Shotgun, Makineli Tüfek ve Roketatar 22. milenyumu devirmeye hazırlandığımız tarihlerde de bizimle beraber. Buna ilaveten güçlü başka silahlarımız da var. Oyunun sonlarına doğru elde ettiğimiz iki önemli silahtan biri olan Railgun, bildik Sniper’ın yaptığı işi üstlenmiş; Electric Gun ise destansı hareketiyle birlikte onlarca hilkat garibesini öte tarafa göndermeye yetiyor. Alev silahı ve Lazer de diğer önemli güçlerimizden.

Silahların asıl önem kazandığı nokta ise onları güçlendirebiliyor oluşumuz. Yaratıkları öldürdükçe ortaya çıkan yüksek sarı haleli çemberleri topladıkça oyunun arabirimini kullanarak bu silahlarımızın gücüne güç ekleme imkânımız var. Her ne kadar bu upgrade’lerin tamamına orijinal isimler verilmiş olsa da verdikleri tepkilerin tamamına yakınının aynı işe yaradığından söz edilebilir. Her silaha ait 3 upgrade bulunuyor ve bunların biri şarjördeki mermi sayısını artırırken, diğeri iki kat güçlenmesine neden olabiliyor. Bunların oyuna yansımasını ise hissedilir derecede görüyorsunuz (e 30 mermi taşırken 60 mermiye çıkınca ister istemez fark edilir be Erdem!). Oyun sırasında size faydası dokunmayacağını düşündüğünüz pistol’e bile büyük bir gereksinim duyuyorsunuz. Özellikle gezegen yüzeyine ayak bastığınız bölümlerde hemen her taraftan çıkıveren örümceklere karşı bunu kullanmalısınız, en azından mermisinin hiç bitmeyişini ve upgrade’lerinin fazla puan istemiyor oluşunu bu bakımdan bir avantaja dönüştürebilirsiniz.

Shadowland

Shadowgrounds’un TPS’den ayrılıp bir platform oyununa yaklaştığı noktada sadece kamera açısı yer almıyor. Oyunda bölüm başına değişen ölme haklarınız bulunuyor, bütün haklarınızı bitirdiğinizde bölüme en baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz. Buna uygun olarak şöyle yorumlarda bulunulabilir ki oyunda yer alan bölümler oldukça uzun, bölümler fazlasıyla zor ve düşmanlar da oldukça dişli. Açık yüreklilikle şunu söyleyebilirim ki; evet, bu saydıklarımın hepsi gerçekten de dediğim gibi. Oyunun beş farklı zorluk düzeyinden birini seçtiğinizde ona göre değişen ölme hakkınız var. Ayrıca her ne kadar bu bir konsol oyunu olmasa da checkpoint hesabıyla save edebilme şansı da oyunu bir miktar daha zorlaştırıyor. Checkpoint olayının en kötü yanı olana aynı bölümü oynamaktan sıkılmak gibi bir derdiniz ise sanmıyorum ki Shadowgrounds’da olsun; zira her bölüm boyunca muhteşem müzikler, grafikler ve atmosfer ile türlü zevkleri aynı anda alabiliyorsunuz. Eğer benim gibi kadar deliyseniz bu zevki alırsınız; yoksa aynı bölümü öldüğü için tekrar oynayan birine karanlık koridorların pek hoş göründüğünü hiç sanmıyorum.

İşte geldik oyunu sesleri ve grafikleriyle anlatmaya. Herhangi bir oyun incelemesinde genellikle en sona bıraktığım ve pek de anlatmayı beceremediğimi düşündüğüm bir kısımdır ses ve grafik bölümü ki Shadowgrounds’da nedense özellikle bu kısmı sizlerle paylaşmayı çok istiyorum. Shadowgrounds’un grafikleri harika. Oyun boyunca ilerlerken bunu en iyi şekilde yakanızdaki fener aracılığıyla görebiliyorsunuz. Işık etraftaki cisimlerden hangisiyle etkileşime girse arka tarafında buna uygun derecede çok yumuşak, gerçek zamanlı ve uygun gölgeler oluşturuyor. Oyun alanının tamamı karanlık olduğu için bir anınızı fenersiz geçiremiyorsunuz ve sırf gölgelerle değil, fenerin görüntüsüyle de bu çok hoş tamamlanmış. Yaratıkların gölgeleri hareketlerine uygun olarak yaratılıyor ve ambiyansa göre bunun duruşu da değişebiliyor. Farklı yerlerden gelen ışıklarla birlikte hepsinin aynı anda oluşturulması ise bilgisayarı bir miktar zorlasa da tadından yenmeyecek derecede güzel görüntüler oluşturabiliyor. Sahip olduğunuz sistemin özellikleri el veriyorsa bütün grafik ayarlarını maksimuma getirebildiğinizde oluşacak görüntüler gerçekten de insanı hayran bırakacak derecede hoş. Gezegen yüzeyine çıktığınız sırada etraftaki toz bulutu ve bazı bölümlerde yağan yağmurun görüntüsü de atmosferi pozitif yönde etkilemiş diyebiliriz.

Onun yanı sıra su ve kan efektlerinden de bahsetmek lazım. Suyun görünüşü de oyuna muhteşem yansıtılmış. Her ne kadar pek fazla etkileşime giremediğimiz bir öğe olsa da, seyir zevki açısından bunun da yapımcılar tarafından hoş bir şekilde oyuna aktarıldığından bahsedilebilir. Kan ise bir yaratığı vurduğunuzda duvarlara sıçrıyor veya yerde oluştuğunda gerçekmişçesine bir görünü arz ediyor. Hele kalabalık çarpışmalarda kan gövdeyi götürürken etrafa yayılan, farklı desenlere bürünen her bir damla kan, bir süre sonra ekranı görüp de olanlardan haberi olmayan birine burada neler yaşanmış olabileceği izlenimini vermekte üst düzey bir başarıya sahip. Seslerde de oldukça iyi bir iş çıkartmış yapımcı Frozenbyte. Özellikle müzikler için anlaşılan Fin müzisyen Ari Pulkkinen’in yaptığı müzikler oyunun tamamında sizinle birlikte ve gerek aksiyon sırasında, gerekse de sakin bir anda çevrede yankılanan müzikler tek kelimeyle enfes. Demoscene’lere de müzik hazırlayan Pulkkinen, bundan önce free birkaç oyuna yaptığı müziklerle de dikkat çekmişti ve asıl patlayışını Shadowgrounds’da gösteriyor diyebiliriz. Gerçekten de kaliteli ve sert rock müzikler oyunun atmosferine büyük etki etmiş. Onun dışında, silahlara ve yaratıklara ait seslerin de yeterli olduğundan bahsedilebilir.

Shadowgrounds

Shadowgrounds beni son zamanlarda etkileyen sayılı oyunlardan birisi oldu. Özellikle Avrupa’lı yapımcılardan gelmesi ile ilk planda dikkatimi çekmişti; fakat oynadıkça büyüsüne kapıldığımı ve beğendiğimi dile getirmem lazım. Yalnızca canavarların yapay zekalarının yeterli olmadığından ve kamera açısının ilk başta garipsenebileceğini belirtebilirim. Konusu ve her şeyiyle oldukça sıradan bir uzay konulu oyun olması ihtimaline karşın çok sağlam bir yapımla karşımıza çıktı Frozenbyte ve dikkate değer çalışmalarına böylelikle başlamış oldular. Önümüzdeki sene için de çeşitli planlarının olduğunu internet sitelerinde dile getiriyorlar; ayrıca Shadowgrounds’a ait internet sitesinde oyuna ait müziklerin de indirilebilir halde yer aldığını belirtmek de isterim. Müzikleri, atmosferi ve grafikleriyle yılın en sürpriz oyunlarından biri olarak Shadowgrounds’u kesinlikle edinip oynamanızı öneririm. Klişe bir malzemenin doğru ellerde nasıl güzel yoğrulduğunu görmüş olursunuz.
     SİSTEM GEREKSİNİMLERİ
İşletim Sistemi: Windows 2000/XP
İşlemci: Pentium 4 @ 2 GHz
RAM: 512 MB
HDD: 1 GB
Ekran Kartı: 256 MB
DirectX: 9.0c
 
 
     HİLELER
...
     RESİMLER

     VİDEOLAR
saat



Duyuru Panosu
Sitenin Boyutunu
Ayarlamak için :
Ctrl ' ye basın ve farenin
tekerleğini sürükleyin...


















 

 toplist  site  ekle
toplist
   
Toplist      

 Copyright© Oyunlarİmparatorlugu.tr.gg    Tüm Hakları KUL HAKKI yla korunmaktadır.Mahşer Günü itinayla Sırat Köprüsü nde Alınır... 

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=